|
YEDİNCİ HİKÂYE
Nişabur şehrinde Halef isimli bir beyin, bir tane doğan kuşu varmış ki,
bir salmada iki tane av getırirmiş. Başka bir şehrin Ahmed isimli beyi
de ava çok meraklı olup yine bir gün ava çıkar. Avlanarak Nişabur
şehrine kadar gelir. Hemen Halef Beye haber verirler. O da Ahmed Beyi
karşılayarak, büyük tazîm ve hürmet ile sarayına götürür. Üç gün ziyafet
verir ve dördüncü gün, ikisi beraberce ava giderler. Ahmed Bey, Halef
Beye:
— Birader, sizde bir doğan varmış ve bir salmada iki tane av getirirmiş.
Bunun aslı var mı? diye sorunca, Halef Bey hemen doğanı salıverir ve
biraz sonra iki ayaklarında iki tane av ile geri döner. Ahmed Bey bunu
görünce:
— Doğrusu taaccüb edilecek şey. Bu zamanda böyle bir doğan hiç bir
padişahta yoktur, der. Halef Bey de:
— Hakikaten hiç kimse böyle bir doğana sahib değildir. Lâkin ben onu
size hediye ettim. Lütfen kabul buyurunuz, deyince Ahmed Bey başını
aşağıya eğerek biraz düşündükten sonra, başını kaldırır ve:
— Ya Halef! Cömertlik ancak bu kadar olur. Senin kadar cömert bir
kimseye tesadüf etmedim. Zira beni karşılayıp üç gün ziyafetten sonra
böyle, hiç kimsenin sahib olmadığı doğanı, hediye etmenize, doğrusu son
derece memnun oldum. Ömrümde hiç bu kadar haz duymamıştım, sonsuz
teşekkür ederim. Ben de buna karşılık sizin hediyeniz yanında hiç birşey
sayılmayacak olan, 12 oğlum ile 1000 atlı hizmetkârımın hepsini, sizlere
hizmetçi olmak üzere bahşettim. Tenezzülen kabul ediniz, der.
Bunun üzerine Halef Bey:
— Doğanımız her zaman iki av yaparken, bu kerre de bu büyük ve keremli
beyin 12 oğlu ile 1000 atlısını avladı, doğanın da kıymeti arttı diyerek
bir takım latifeler yapar.
Böylece iki bey, aralarında uzun müddet muhabbet ederler ve bir
birlerine son derece yakınlık hasıl olur.
* * *
|