|
DÖRDÜNCÜ HİKÂYE
Yine Şeyh Ebû Nasr Semerkandî'den rivayet edilmiştir:
Ebû Hüseyin isminde âbid, zâhid ve salih bir zat, bir gün evinden çıkıp
giderken, bir hizmetkârın elinde, bir tabak taze hurma görür. Nefisleri
ziyadesiyle meyi ettiği için, O'nun arkasından gitmeye başlar. Biraz
gidince önlerine bir çarşı çıkar ve orada bir kalabalık yanında dururlar.
Münakaşanın sebebi ise; Bir hırsız, birisinin cebinden akçelerini çalmış
ve onun için münakaşa ediyorlarmış. Hırsızı bulmak için etrafı
araştırmaya başlayınca, eski elbiseleri ile Ebû Hüseyin'i görürler ve
yankesici işte budur diye hemen zindana götürürler. Meğer o hizmetkâr da
elindeki hurmayı, zindanda bulunan efendisine götürüyormuş. Ebû Hüseyin
zindana girdiği zaman bakar ki, o hizmetkâr da arkasından giıer ve
elindeki hurmayı zindandaki efendisinin önüne koyar. Efendisi de
zindancıya, Ebû Hüseyin'in ellerini çözerek yanına getirmesini söyler.
Zindancı ise «O'nun elini çözmem, zira bu adam yankesici imiş.» der.
Bunun üzerine efendi: «Olsun elleri bağlı olarak getir, sana on akçe
vereceğim.» deyince, zindancı da eli çözmemek şartı ile yanına götürür.
Efendi hurmadan birer birer Ebû Hüseyin'in ağzına vermeye başlar. Ebû
Hüseyin de doyunca Cenabı Hak'ka şükürler eder. Sonra Allahu Teâlâ
Hazretlerine iltica ederek:
— Ya Rabbî! Bu hurmaya beni mübtelâ ettin ve yemeyi de takdir buyurdun.
Lâkin hapse attırmadan, ihsan eylesen olmaz mıydı. Yine de hikmetini sen
bilirsin, deyince, sırrına nida olundu ki:
— Ya Ebâ Hüseyin! Bir kimse leşe talib olsa, o kimse kelblerin hareketi
üzere olur.
Bunu duyar duymaz o hemen mütenebbih olur.
Aradan çok geçmeden o yankesici bulunur. Ebû Hüseyin Hazretlerinden çok
özür dileyerek hemen zindandan çıkarırlar.
O'nun bu kadar zahmet ve mihnete duçar olması, bir anlık için nefsine
uymasından dolayı olmuştur. Hem de helâl olduğu halde. Ya haram şeyleri
arzu eden kimselerin hali acaba ne olur, bundan kıyas etmek lâzımdır.
* * *
|