|
BİRİNCİ HİKÂYE
Şeyh Ebû Nasr Semerkandî'den rivayet edilmiştir.
Mâlik Bin Dinar Hazretleri Basra'da gezerken, bir bakkal dükkânında taze
incir görür ve gönlü arzu eder. Fakat yanında dünyalık hiç bir şey
olmadığı için, mübarek ayaklarından nalinlerini çıkarır ve bakkala onun
karşılığında incir vermesini teklif eder. Bakkal ise nallarını alıp
bakar ve bu hiç bir şey etmez diyerek kabul etmez. Mâlik Bin Dinar
Hazretleri de yürüyüp gider. Orada bulunanlar ise bakkala «Sen ne yaptın,
bu zat Mâlik Bin Dinar'dır.» deyince, bakkal pişman olur ve bir tabak
inciri arkasından gönderir. Fakat bu defa da O kabul etmez. Bakkal
tekrar bir kölesinin başına bir tabla dolusu incir koyar ve «Eğer bu
inciri kabul ettirebilirsen seni âzad edeceğim.» diye vâdeder. Köle de
azad olmak arzusu ile hemen arkasından yetişir ve çok yalvararak, kabul
etmesini ister. Fakat yine kabul etmez. Köle «Benim âzad olmaklığıma
merhamet ederek kabul buyurun.» deyince Mâlik Bin Dinar Hazretleri:
— Ey köle! Bu hususta sana âzad olmak varsa, bana da azab olmak var.
Zira yemin ettim. Ömrümün sonuna kadar incir yemeyeceğim. Bu, yeminimi
dünyalık için bozamam, diye cevap verir.
* * *
|