DİNİ HİKAYELER

 

RIZIKTA CENAB-I HAK'KA TEVEKKÜLÜN FAZİLETİ


DÖRDÜNCÜ HİKÂYE

Ebû Nasr Semerkandı Hazretlerinden rivayet edilmiştir:

Şeyh Ebû Abdullah Hazretlerine bir takım kimseler sual ettiler ki:

— Ya Şeyh, siz Hz. Allah'a tevekkül etmiş bir zatsınız. Niçin bir eve girip kapıları kapayarak oturmaz sınız? Cenabı Hak, rızkınızı size gönderir.

— Ya Şeyh, niçin elinizi ve ayağınızı bağlayıp oturmaz sınız? Rızkınızı getirip ağzınıza koyarlar.

— Validem beni dünyaya getirdiğinde uzun zaman elimi ve ayağımı bağlayıp yemeği ağzıma koydu.

— Ya Şeyh, niçin dağlara çıkıp uzlet etmezsiniz ki, rızkınız orada bile gelip sizi bulur.

— Şehirlerin Rabbi başka, dağların Rabbi başka mıdır ki, dağlarda uzlet edeyim? Bütün âlemlerin Rabbi bir olup, nerede olursan ol, rızkını takdir eylemiştir.

— Ya Şeyh, biz rızkımızı Cenabı Hak'tan taleb ederiz.

— Eğer rızkınızın nerede olduğunu bilirseniz taleb edin.

— Ya Şeyh, bizler Allahu Teâlâ Hazretlerinden rızkımızı sual ederiz.

— Eğer sizi, hâşâ Cenabı Hak unuttu ise, rızkınızı sual edin, deyince Onlar artık çaresiz kaldılar ve bir daha sual soramadılar. Ve:

— Ya Şeyh, ta ki, rızkımız bize ulaşıncaya kadar sebredip, Hak Teâlâ Hazretlerine teslim olarak dururuz derler.

Bunun üzerine Hz. Şeyh, tevekküle dair bir âyet-i kerime okur ve şöyle devam eder:

— Gerek toplulukta ve gerek yalnız, gerek şehirde ve gerekse dağda, nerede olursanız olunuz, kalbinizi Hak Celle ve Âlâ Hazretlerinden başkasına döndürmeyiniz. Ancak bu hususta benim Halikım bütün sırlarına vakıftır düşüncesinde olun. Zahirde görünen vasıtaları da O'nun halkettiğini düşünerek doğru yolda bulunmaya «Tevekkül» denir, diyerek nasihat eder.

* * *