|
İKİNCİ HİKÂYE
Hasan-ı Basrî Hazretleri gençliğinde gayet güzel bir yiğit olmakla,
kıymetli elbiseler giyer ve öylece gezermiş. Bir gün güzel bir kadına
tesadüf edip, bir takım sözler atarak, peşine düşer. Biraz gittikten
sonra kadın:
— Ey genç, utanmaz mısın?
— Kimden utanayım?
— Şol Zât-ı Ecelli Âlâ'dan ki, gözlerin habasetini ve sadırda olan
ahvali bilicidir.
Bunu duyar duymaz Hasan-ı Basrî Hazretlerinin kalbine bir miktar korku
ve pişmanlık gelerek durur ise de, yine sabredemeyip, gayrî ihtiyarî
olarak, kadını takib eder. Ve:
— Ey zamanın güzel kadını, senin o güzel gözlerin benim kalbimi
yağmalayıp aşk deryasına garketti. Eğer bana vaslın şifası ile derman
eylemezsen helakim yakındır, diye bazı sözler söyler.
Kadın da «Ey yiğit, öyle ise biraz sabret. Senin nefsinin nevasına şifa
olacak bir ilaç yapayım.» diyerek evine girer. Fakat kadın da en az
Hasan-ı Basrî Hazretleri kadar, âşık olur. Zira kadının şehevatı
nefsaniyeti erkeğe nisbetle daha fazladır.
Bir müddet sonra kapı açılır ve bir cariye elinde, üzeri örtülü bir
tabak getirip, Hasan-i Basrî Hazretlerine verir. Ve:
— Ya yiğit, hanımım, bir genç yiğidi, fitne ve dalalete duçar eden
gözler bana lâzım değildir diyerek size gönderdi, der.
Hasan-ı Basrî Hazretleri bakar ki, hakikaten kadın gözlerini çıkarıp
göndermiş. Bu hali görünce o derece pişman olur ki tarif i mümkün değil.
Ve hemen oradan kalkıp evine gider. Sabaha kadar ağlayıp tevbe istiğfar
eder.
Sabahleyin, kadından özür dilemek üzere, evine gitmeyi düşünür. Kapısına
yaklaştığı zaman, bir çok kimse, kadının kapısı önünde toplanmışlar.
İçeriden de feryad-u figan sesleri geliyor. Sebebini sorupta «Saliha bir
"kadındı, bu gece vefat etti.» cevabını alınca, ağlayarak geri döner ve
evine gelir. Üç gün üç gece yiyip içmeden devamlı olarak ağlar. Tevbe ve
istiğfar ederek yalvarır. Dördüncü gün, rüyasında o kadını görür ki,
cennet köşklerinden yüksek bir köşkte oturmuş. Karşısında da sayısız
huri ve gılmanlar durmaktadır. Hemen kadından af ve özür diler. Kadın:
— Ya Hasan, seni afvettim, bana o keremi ve lütfü çok olan padişah,
senin yüzünden, o kadar ihsan ve rahmet eyledi ki, anlatmak mümkün
değildir der.
Hasan-ı Basrî Hazretleri de çok sevinerek:
— Ya hatun, bana bir nasihat eyle istifade edeyim.
— Ya Hasan, tenha olduğun zamanda boş durma ve daima Cenabı Hak'kı
zikreyle, der.
Hasan-ı Basrî Hazretleri uyanınca çok sevinir ve ömrünün sonuna kadar, o
kadının nasihatini terk etmedim, buyurur.
* * *
|