|
EŞŞEK ADAM
Hoca Merhum birgün pazardan bir eşek almış eve geliyordu. Hoca'nın
dalgın dalgın eşeği çekip gitmekte olduğunu gören iki kafadardan biri
sezdirmeden Hoca'nın arkasındaki eşeğin başından yuları çıkarıp kendi
kafasına geçirdi. Öbürü ise eşeği alıp gitti. Hoca Merhum hadiseden
habersiz yoluna devam ediyor, ve arkasından eşeğin geldiğini sanıyordu.
Hanımı Hoca'nın adamın birini çekip geldiğini görüp:
— Hoca bu hal nedir? Eşek bulamadın mı da bu adamı getirdin? Diye
sorunca Hoca bir de baktı ki hakikaten arkasında eşek yerine adam var.
Bir anda şaşalayan ve gözleri faltaşı gibi açılan Hoca hayretle adamın
yüzüne bakarak:
— Sen nesin, yahu eşek değil misin? Diye sorar. Adam, hazin hazin
gözlerini yumup şöyle bir kendini toparladıktan sonra der ki:
— Efendim hiç sorma! Ben aslında eşek değil bir insanım. Fakat benim bir
anam var. Ona bir kötülük etmiştim de, bana «Eşşek olasın» demişti. İşte
o anda eşşek oldum, sen de pazardan beni aldın. Sizin yüzünüz suyu
hürmetine şimdi eski halime döndüğüm için size minnet ve şükran
borçluyum. Hoca Merhum, adamın kulağına eğilerek «bir daha öyle fena
işler işleme! Annene itaat et» gibi türlü nasihatlerde bulunur ve adamı
salıverir.
Hoca merhum, bir süre sonra pazara yeni eşek almaya gider. Bir de bakar
ki, bir kaç saat önce adama dönen eşeği orada. Hemen onun yanına gider
ve kulağına:
— Seni uslanmaz adam, yine ne yaptın da ananın bedduasını aldın?, der.
* * *
|