|
ÎBRETLİ BİR HADİSE
Osmanlı Padişahlarından I. Mahmut, Medine-i Münevvere'ye gitmişti. O
zaman Medine'de Harem muhafızı olarak bulunan Hacı Beşir Ağaya:
— Harem'i Şerifte, kaldığın bu zaman zarfında fevkalâde bir hâdise ile
karşılaştığın oldu mu? diye sordu.
Harem-i Şerifin bekçisi Beşir Ağa başından geçen bir hâdiseyi şöyle
anlattı:
— Ravza-i Mutahharedeki Gbrü kapısı bazı geceler seher vakti açılır,
fakat içeri kimsenin girdiğini göremezdim. Bir defasında kararımı verdim,
her gece sabaha kadar uyanık kalacak, ne pahasına olursa olsun gelenin
kim olduğunu öğrenecektim. Bir gece kapı yine açıldı.
Hemen kapıya koştum, içeri bir zat girdi. Kim olduğunu sordum. Bana,
Konya Hadimli olduğunu ve isminin Muhammed olduğunu söyledi.
Ziyaret sebebi nedir? diye sordum. Birgivı Hazretlerinin «Tarikat-ı
Muhammediyye» isimli kitabını serhettiğini, şüphe ettiği bazı yerleri
Resûlüllah'ın bizzat kendisinden öğrenmeye geldiğini söyledi. Kendisini
odama götürdüm. Bir müddet kaldıktan sonra benden izin isteyerek ayrıldı.
Ben, sabah namazından sonra gene odama şeref vermesini rica ettim. «Memleketimde
imamlık vazifem var! Bana izin ver» dedi ve ayrılıp gitti.
Bundan sonra da arada sırada gelirdi, kendisiyle görüşürdük...»
I. Mahmut, Hacı Beşir Ağa'nın ağzından bunları dinledi. Hâdisenin
doğruluğuna iyice kanaat getirmek için de memleketin birçok alimleri ile
beraber Hadimli Muhammed efendiyi İstanbul'a davet etti. Sonra Hacı
Beşir Ağa'yı çağırarak gelen topluluğu ona gösterdi. Hacı Beşir Ağa, o
kadar- topluluk içinde Muhammed Hadimi Hazretlerini tanıyarak yanına
vardı,
— Hoşgeldiniz! dedi.
Padişah ve orada bulunan zevat da hâdisenin doğruluğuna iyice inanmış
oldular. Allah onların şefaatindan mahrum etmesin. (Amin)
|